"nolmuş?"

Sema'nın köşesi…

Etiket: love

İhtiyacım olduğunda… Ortaokul Sweeties!

gunaydin

Ortaokul arkadaşlarımı görmek beni bu kadar mı heyecanlandıracaktı ve enerji dolduracaktı?! Tahmin etmezdim… Müthiş bir izmir5
duygu!

Evet inkar etmeyeceğim Allah Facebook’tan razı olsun, birbirimizi bulduk ve hayatlarımızdan haberdarız. Ancak okuduğun ve sıkca gitmediğin bir şehirde bir araya gelmek, yıllar sonra… okuduğun okula gitmek sınıf arkadaşların ile! “Oh miSs” durumu bu işte. Size anlatmak istediğim tabi ki yediğim içtiğim, gezdiğim İzmir değil. Bu haftasonu ben yenilendim… size bir tedaviye ihtiyaç izmirgirlsduyduğunuzda yapabileceğiniz bir yol göstermek istiyorum. Tabi ki herkes bunu düşünür, “arkadaşlarım ile bir şeyler
yapayım da neşemizi bulalım” der. Ancak çocukluk (yada ergen) zamanlarımızın arkadaşları başka. Hele ki buluştuğunuzda yıllar öncesinde kaldığınız yerden devam edebiliyorsanız, paha biçilemez. Baktınız ki sıkılmaya ve tekdüze bir hayat yaşamaya başladınız canlanmak için hemen bu yolu deneyin. Çocukluk arkadaşlarınız ile bir araya gelin…

2015 geliyor… siz de yeni yıl gelmeden, hemen! enerji dolmak için uzun zamandır görmediğiniz arkadaşlarınız ile bir araya gelin. izmirokul
Günümüz stresinden, işten, hayat koşturmacasından uzaklaşın… konuşacağınız anılar, birbirinize hatırlatacağınız anlar çok değerli. Ve en önemlisi buluştuğunuzda “çeyrek asır” geçmiş de olsa davranışlarınızın aynı olduğunu anlamanız. Kimle ne yaşadıysanız içinizden bilinçsizce o davranışlar çıkıyor…

Ben bu haftasonu,
Dedim ki… “Çok şanslıyım!”
Dedim ki… “Seviliyorum!”
Dedim ki… “Beni yargılamadan, olduğum gibi kabul eden ve seven, benim gibi içindeki ergeni kaybetmemiş arkadaşlarım var!”
Dedim ki… “Asla yalnız değilim, asla yalnız kalmayacağım!”

izmirokbye Siz de en güzel duyguyu hissetmek istemez misiniz?
Telefona sarıldınız mı?

Hah tamam… zamanı “şimdi!”

“Hoşçakalın çocuklar… Atatürk ve Berberi”

418420

Yeni başladım kitaba… dün gece. Kıymetli bir arkadaşım bahsetti ve ben de meraklanınca hediye almış, getirmiş. Dün gece başladım okumaya, hemen! Gecenin yarısı olmuştu. Gözlerim kapanana kadar okudum, 66 sayfacık henüz… gece sakinliğinde okumaya devam etmek için can atıyorum.

Çok heyecanlı, Atatürk’ün bildiklerimiz dışındaki hayatından haberdar olmak…

Okumaya devam… iyi haftasonları.

 

 

#RobinWilliams

Ben sabah sessizliğinden çok keyif alan bir insanım… bu sabah yine erken uyandım, 05:30 civarıydı… yürümeye çıkmak için erkendi, uyanınca telefona uzanma alışkanlığı bende de var tabi ki. Twitter’a baktım! Bütün yabancı siteler Robin Williams haberini paylaşıyordu. SEL-robin-williams Robin Williams’ı hepinizin sevdiği kadar severim. Bir çok filmini izlemişimdir, izlemediğim bir kaç tane vardır mutlaka. Özellikle “addicted” bir şekilde takip etmezdim. Ama bazı filmlerini de tekrar tekrar izlerdim. Sıkılınca izlerdim, gülmek istediğimde izlerdim, düşünmek veya uzaklaşmak istediğimde izlerdim… Özellikle “Dead Poets Society” ve “The Fisher King” beni çok etkiler her izlediğimde. “Mrs. Doubtfire”ı da unutamam… fakat kendini bu dünyadan koparış haberini aldığımda bu kadar hayal kırıklığı ve şaşkınlık, bu derecede bir üzüntü yaşayacağımı hiç sanmazdım. Sabah çok ağladım! Ünlüler, sebebi ne olursa olsun öldüğünde hep üzülürüz ama bu sefer nedense daha acı verici oldu?!

Peki neden?

Çünkü Robin Williams benim için bir insandan öte bir masal kahramanıydı. Ve hiç ölebileceğini, depresyona girebileceğini düşünmedim. Masal kahramanları ölmez… yani benim masallarımdaki kahramanlar ölmüyor! Yada ölmemeli! Bizleri, hayatımızı -farkında olmasak da- derinden etkileyen bu adamın “gitmeyi” tercih etmiş olmasına inanamıyorum…

Ben bu adamı asla unutmayacağım. Benim masallarımda hala o var!

“Ergen” mode on!

Screen Shot 2013-01-10 at 10.54.43 AM

2 gündür yapmak istediğim tek şey Depeche Mode “Blue Dress” dinleyip hayallere dalmak. Evet evet şu an da dinliyorum…

http://www.youtube.com/watch?v=wg-edBxKnYM

Depeche-Mode-depeche-mode-52632_1280_1024Ergen zamanlarınıza döndüğünüz oluyor mu? Bazen bir konser, bir şarkı, bir mekan yada bir ünlü sizi ergen zamanınıza döndürür ya bu ara yine onu yaşıyorum. Bana çok sık oluyor, içimdeki ergen ölememiş neyse ki. Bu iyi bi’ şey. Beni ergen hissettiren şeylerin başında Depeche Mode, The Cure, A-ha ve bizim Teoman (sahnede iken özellikle) geliyor… Abartıyorum ve sadece şarkıya takık olmuyorum bir de… instagram ve twitter’da üşenmeyip Dave Gahan fotoları bi’ de “ah bebeğim! What are you?!” yorumları ile falan paylaşıyorum. (bknz. dün gece) Dilayda olsaydı şimdi “Ay halacıım tam ergen mode on!” derdi ehhe.

Mayıs’daki Depeche Mode konser biletimi aldığımdan beri ergen mode’dayım zaman buldukca işte. Dün gece -yada daha doğrusu sabah- 3’e kadar elimde iPad Youtube’dan “Blue Dress”in kaç versiyonu, cover’ı varsa dinledim sanırım. Tabi tabi dün tüm gün de dinledim… bazen ihtiyacım oluyor belki de ergen zamanlarıma dönmeye, o ara sarj oluyorum ben!
Ama bir şeyin de ortası olsun bende değil mi! yok ortası diye birşey yok! Şarkıyı öldürene kadar dinleyeceğim, adamı pes diyene kadar seveceğim, işi ince ince dibine kadar üstüme vazife olmayan şekilde takip edeceğim, çikolatayı “bir parça” ne demek ortadaki bütün ne varsa silip süpüreceğim vs vs.

Bunlar ergen belirtisi değil de nedir! Siz söyleyin?
Ama mutluyum… bazen kaçış gerek ya, işte bu! 2013 “ergen” geçsin dilerim…

…Can you believe
Something so simple
Something so trivial
Makes me a happy (WO)man
Can’t you understand
Say you believe
Just how easy
It is to please me…