"nolmuş?"

Sema'nın köşesi…

Yeni dinlenme etkinliğim!

Kek yapmak…

Yorulmadan, bıkmadan kek yapmak!

Bir de üşenmiyorum, araştırıyorum… unu elemek lazımmış, yumurta ve süt dışarda beklemeliymiş ki soğuk olmasınmış. Böylece kek daha güzel kabarırmış! Gibi gibi…

Bir kek tarifi buldum ve içine canım ne istiyorsa ekliyorum. Denemeler yapıyorum, ceviz ile tarçın hmm elma eklersem daha yumuşak bir kek oluyor ama küp küp kesiyorum elmaları, rendelemiyorum. Kendimce tarifler uyduruyorum. Hangi kek, hangi kalıpta daha güzel oluyor, pişiyor yada servisi rahat? Deniyorum… ve en önemlisi bunu yaparken kafa olarak dinleniyorum.

Genel tarifim şöyle:
3 yumurta (ben tabi yumurta yerine başka, Vegan alternatifler kullanıyorum artık)
1 su bardağı şeker
1 su bardağı süt/bitkisel süt
Yarım su bardağı sıvı yağ
1 paket Dr.Oetker vanilya
1 paket Dr.Oetker kabartma tozu
2,5 su bardağı un

Bunlar kekin olmazsa olmazları ya da doğrusu sade kek tarifi.
Gerisi evde ne varsa o an, değerlendirmece.
Elma + tarçın + ceviz, sadece tarçın da olur.
Fındık + damla çikolata, ikisi ayrı da olur.
Kakaolu ya da yarısı sade yarısı kakaolu mozaik dediğimiz…
Bir de ıslak kek, ama onun karıştırma sırası farklı, 1 bardak ayırıyorsun falan… sonra sos yapıyorsun.
Bir de deneyeceklerim var; kuru meyveli, portakallı, limonlu… sırada.

İyi hissettiriyor bana… kilo da almasak ne isterdik ki?! 🙂

Güncel…

bench cascade creek environment

Photo by Pixabay on Pexels.com

Hayat hep yapılması gerekenler ile dolu.
Aile
Çalışmak
Kendinle ilgilenmek
Sevgili
Arkadaşlar
Günün koşturmacası içinde ekstra çıkan işleri araya sıkıştırmak
Alınması gerekenler için dükkanlara gitmek.

Hele bir de çocuğunuz varsa?! Oy!

Hep yetişmeye çalışmak…

Durmak istiyorum!
Uyumak istiyorum?!

Mart geldi…

pexels-photo-891252.jpeg

Mart ayı bana nedense çookkk uzun gelir…

Yani Aralık da Ocak da aynı uzunlukta ancak Mart bana hep çookk uzun gelir. Nedenini düşününce de bence kış ve soğuk sevmeyen ben artık enerjimin son kırıntılarını Nisan ayına ulaşmak için harcadığımdan Mart banaaa çookkk uzun geliyooorr!

Peki ne yapacağız? Şarj olmak gerek…

Düzenli uyuyun: Akşamları mümkün oldukça altı, sekiz saat arası uyumaya çalışın. Böylece sabahları dinlenmiş uyanacaksınız ve günün kasveti ve gri havası ve soğuğu sizi normalden az etkileyecek. Uyanınca da aynada kendinize gülümsemeyi unutmayın. 🙂

Hafta sonları kendinize zaman ayırın: Bugün oturun Mart ayının her hafta sonunu organize edin. Hafta sonu günlük rutinlerinizin arasına bir etkinlik sıkıştırın.
Mesela bir hafta sonu evde film izleyin en sevdiğiniz yiyecekler ile!
Bir hafta sonu sevdiğiniz bir müzik dinletisi bulmaya çalışın ve gidin.
Ve bence en önemlisi ne kadar soğuk olursa olsun bir hafta sonunuzda yürüyüş planı yapın temiz hava (İstanbul’da ne kadar mümkünse işte!) bize iyi gelir, şarj eder. Ağaç olan alanlarda vakit geçirmeye çalışın o gün. Ama yakınlarda da bir kafe olsun ki kahveniz ile ısınabilesiniz.
Bir de bakım… ah bakım zamanı, bahar geliyor cildinizi, saçlarınızı… içiniz kadar dışınızı da yenileyin 😉 siz en doğru adresi bilirsiniz. Kuaförünüze gidin, masaj randevusu alın, ah hamam işte tam zamanı hamama gitmenin…

Yalnız kalmayın: Zaten zor bir ay… mümkün olduğunca sosyalleşin. Evde de olsanız yanınızdan ekibinizi eksik etmeyin, eğlenin…

pexels-photo-63507.jpegVe… uzun zamandır yapmadığınız bir şeyi yapın. Yoga, meditasyon, nefes çalışmaları gibi tatlı şeyleri severiz… destekleriz. Ama siz yine de oturup dua edin yatmadan önce. İşte asıl o zaman şarj olduğunuzu ve yalnız olmadığınızı hissedeceksiniz. Evet, evet bu akşam? Deneyin…

Sevgili…

pexels-photo-326612.jpeg
Sevgililer günü kutlamak da neymiş tabi ki ama minik bi sevimlilik de fena olmaz yani. O’nun hayatınıza anlam kattığını unutmayın…

Sadece kart ve çikolata…

Başka hiç bir şey düşünmeyin.

Tarifi veriyorum:

Bir adet kart alın… nereden mi? Pff hemen başladınız kaytarmaya. Tamam vaktiniz mi yok, kart da almayın beyaz kağıdınızı kesin minikçe.
Ona olan hislerinizi bu karta birkaç kelimelik bir cümle ile yazın. Sadece bir kalp çizseniz bile bir sürü şey anlatacak bu.
Ve bu kartı bir çikolata paketine iliştirin. Hiç önemli değil nereden aldığınız.
Paketi sevdiğinize verin.

Bu kadar kolay.

Yeter ki isteyin…

Veeeee…

sunset-hands-love-woman.jpgAlternatif öneriler:

Ona, işyerine kahve/şampanya gönderin.
Onu bir öpücük ile uyandırın.
Onu bir kahvaltı ile uyandırın.
Bugünü önemsemediğinizi düşünsün ama siz kulağına onu sevdiğinizi fısıldayın.

Ya da buralara uğrayın:

Kadın, erkek, gay diye ayırmıyorum. Zevke göre bakın 😉
Gümüş sevenlere http://www.sochic.com.tr
Pırlantacılara https://www.zenpirlanta.com
En çok parayı ben harcayacağım diyenlere http://collection.com.tr/?product_cat=tiffanyco
Sporcu sevgililere: https://shop.adidas.com.tr
Motor tutkunlarına:  http://teferruatfulya.com
Yine en çok parayı ben harcayacağım diyenlere: http://www.dr.com.tr/kategori//Oyun-Konsol/Oyun-Konsollari/Playstation-4/grupno=01676

TGIF :)

pexels-photo-619328.jpeg“Bu haftasonu Istanbul’da ne yapabiliriz?” yazısı…

Dünyanın en büyük ve en kapsamlı Leonardo Da Vinci sergisi ‘Leonardo Da Vinci Expo: Dahi İstanbul’da’, Nisan başına kadar UNIQ İstanbul’daki UNIQ Müze’de…

Biletler: http://www.biletix.com/etkinlik-grup/135888663/ISTANBUL/tr

Oyuna meraklılar için bu haftasonu Istanbul Kongre Merkezinde (Maçka/Şişli) oyun fuarı var… başarabilirsem ben de gideceğim.  http://www.gamingistanbul.com/en/

Kahvaltıcılar buraya:

Fill Coffeeshop / Pangaltı
Burası benim sürekli gittiğim ve çook keyif aldığım bir mahalle kafesi. Favorimiz avokadolu tost ve Fill kahvaltı, kahveleri de ayrı güzel.
Giderseniz Sevda’ya selamlarımı iletin.

Facebook: https://www.facebook.com/Fill-Coffeeshop-429420243934261/

Instagram: https://www.instagram.com/fillcoffeeshop/

Yeni ve değişik bişiii denemek isterseniz Türk ve Beyrut mutfağı kahvaltısı şurada: Arada Kafe / Beyoğlu

Facebook: https://www.facebook.com/aradakafe/

Havalı kahvaltı yapacağım diyenler için de: Walters Coffee Roastery / Kadıköy

Diğer iki şubesi Brooklyn ve Dubai’de. Dünya mutfağı için miss bir yer.

http://walterscoffeeroastery.com

Şurası da benim favorilerimden: Çınaraltı çay bahçesi / Çengelköy
Çoluk çocuk hep beraber uzuun bir kahvaltı için birebir. Ben gitmeyeli çok oldu ama hala aklımda, sabah çok erken gitmek lazım haftasonu.

http://www.cengelkoycinaralti.com

Çınaraltı’nın avrupa yakası versiyonu da tabi kiii: Kale Kahvaltı / Rumelihisarı

http://www.kalecafe.com

Sinemalarda şöyle bişiler var bu hafta.

https://www.sinemalar.com/filmler/vizyondaki

Aklınızda bulunsun…

Yadaaa evde kalıp Oscar filmlerini izleyin 😉 ama mutlaka yürüyüşe çıkın temiz hava alın… çocuklar ile de yapabilirsiniz bunu.

Güzel haftasonları olsun…

 

“Organik” mi?

pexels-photo-583838.jpeg

Benim çocukluğumda öle bir şey yoktu. Biz her şeyin safını yedik, içtik, hayatımızda barındırdık.

Organik elma,
Organik pırasa,
Organik peynir,
Organik mercimek,
Organik tavuk,
Organik bal…
Organik kalp…
Organik insan…

Üstelik olması gerekenden daha pahalı o organikler?!
Üstelik olması gerekenden daha uzak “saf, temiz” olan…

Var mı bulan?

 

Ayda bi’ gün…

loveallweneed2018’e kararlar alarak girdiniz mi?
Her yıl olduğu gibi “bu sefer yapacağım…” dediniz mi aynı şeyler için?
Ve Ocak sonu gelirken hiçbir şey yapmadığınızı farkettiniz mi?
Yine…

Demek ki liste yanlış kardeşim?!
Değiştir!

Zorlama kendini.
Genel doğrular senin için doğru olmayabilir?!

Şununla başla;
Ayda bi’ günü kendine ayır.
Bu günde:
İster boş boş duvara bak,
İster sevdiğin şeyleri keşfet,
İster hayatındaki iyi-kötü listesini yap,
İster genel doğrular değil hayatına dokunacak şeyleri bul,
İster düşün, kitap oku, sinemaya git.
Ama bunu tek başına yap!

Sonra bu “ayda bi’ gün” fazlalaşacak belki…
Yavaştan başla, sonra hızlanırsın. Gerekirse…

Kendini sev.

30 Ağustos 🇹🇷


🇹🇷 30 Ağustos’umuz kutlu olsun, bize önemli olanları hatırlatsın. Kutlamaktan ve hatırlamaktan vazgeçmeyelim… ✌🏻️😊

Atatürk ❤️ ben 

Duruşuna, bakışına hasta olduğum! 

* gözleriniz kapalı değil… bilerek, okuyarak, sorgulayarak seviniz.

Sakinlemek lazım…


Durmaya karar verdim… değişik. Evet 1 ay oldu ve hala duramadım. Yani tabi iş bitti ancak bunca yıl ilginç bir tempoda çalışmanın verdiği, içindeki makinenin dişlilerinin sabırsızca birbirine takılarak işleme hissini henüz atamadım. Düşünüyorum da koşturma hissi hayatımın normali olmuş. Tabi ki İstanbul’da yaşarken herkesin normali bu ama çalışma temposu normalin dışında olanlar için 1 ay sonrasında hala sabırsızlıkla, herşeyi hızlı halletmek isteği ile dolu olmam tuhaf. Sakinlemek lazım.
Kitap okurken henüz tam dalamıyorum, konsantre olamıyorum. Bazan hiç birşey yapmadan durmak istesem de ya tv açık ya elimde telefon… boş yok! Henüz tam konsantre dinleyemiyorum da insanları. Uzun uzun anlatılanları kısa yoldan öğrenmek istiyorum. Oysa ki artık koşturma yok, çok zaman var, sabaha kadar dinle işte… Sakinlemek lazım.

Sabah yürümeye çıktığımda da sanki sonrasında ne var, “plan/program nedir?”, bir yere yetişiyorum hissi ile hareket ediyorum. Ama hayır istersem tüm gün yürüyebilirim. Hani tatile yurtdışına gideriz ve tüm gün yürürüz ya yanından geçtiğimiz her binaya bakarak, işte o his ile burada da tüm gün yürüyebilirim (bakılacak pek bina olmasa da). Yine de henüz o huzura kavuşamadım. Sakinlemek lazım.

Kafamda henüz ne yapmak istediğimi de oturtamadım. Beynim de henüz dinmemiş. Durgun hissetmek için de çaba harcamak gerektiğinin farkına varmak tuhaf. Oysa sadece çimlere uzanıp boş boş gökyüzüne bakmak yeterli gelecek diye düşünmüştüm. Yeterli değilmiş. Belki de henüz erken durgun hissetmek için. Daha durmak gerek demek ki tamamlanmak için… sakinlemek lazım.

Şuraya da bugünün şarkısını bırakıyorum… bu ara hissim:
Radiohead – Creep

“I don’t belong here…”

“Fake Plastic” me…

Yazmak ile ilgili… başarılı olamıyorum. Bunu gördük, anladık.

Çünkü yazmak istediklerim umut dolu şeyler! Fakat uzun zamandır öyle “acayip” günler yaşıyoruz ki?! Yazacağım umut ve neşe dolu şeyler anlamsız kalacak. “Yaz, o zaman gündemi yaz.” derken de iç karartıcı şeyler yazmak ben değil! e onu da biliyorum. Yani genel bir kararsızlık hali…

Zaten bu “doğruya ilerlemek için fazla düşünme, karar verememe” anlarım değil mi beni engelleyen… ileriye doğru gitme hızımı kesen. Ama böyle olunca da yani sorgulayarak ilerleyince de daha emin adımlarla ilerlemiş olmuyor musun? İşte bak yine oldu… her kararın önünü, arkasını, sağını, solunu sorgulamaktan harekete geçme durumu erteleniyor bende. Neden böyleyim ben?

Oysa yaz işte gülüm bee! İçinden geleni yaz demedik mi? Yaz işte atıver şuraya… çok mu zor?
Bir süre daha böyle yaz diyip kendime aylarca ortadan kaybolacağım belki.
Oysa anlatacağım öyle çok şey birikti ki…

Bugünün şarkısı:
Radiohead – Fake Plastic Trees
“If I could be who you wanted
If I could be who you wanted all the time
All the time…
All the time…”