“Anneanne, ben aslında Diyarbakır’da değildim”

page_tugce-tatari-bu-kitabi-ozellikle-agir-milliyetci-genclerin-okumasini-isterim_845494342

Bir yandan hızlıca okuyup herşeyi bilmek istedim, bir yandan da bitmesin istedim kitap… “Kürt meselesi”ni nasıl ve nereden objektif ve yorumsuz okuyabilirim diye düşünürken Tuğçe’nin paylaşımını gördüm Facebook’ta… Heyecanlıydı, ilk kitabı “Anneanne, ben aslında Diyarbakır’da değildim” Tuğçe Tatari’nin.

Işte “tam zamanında” dediğimiz şey oldu ben bu konuda okumak isterken… koşarak gidip kitabı aldım. Okudum! Ve üzerinde düşünmeden büyüdüğüm bir konuyu “diğer” taraftan da dinleme imkanı buldum. Yakınlarımın 90’lı yıllarda yaşadığı askerlik süreçleri zaten bir önyargı oluşturmuştu bende ve bunu sorgulamadan yıllar geçirdim. Ne zaman ki kıpırdanmaya başladım ve okuduğum kitaplar artık romandan çok bilgi içeren kitaplara döndü “Kürt meselesi” de kafamı kurcalayan bir konu olmuştu.

Neden “dağa çıkmak” ihtiyacı hissetmişlerdi?
Onlar neler yaşadı?
Istedikleri ne?

Kafamda dolaşan sorular… Fakat bu cevabı “diğer” taraftan duymak istiyordum. Objektif haberciliğin yapılmadığı, taraflı bilgiler değildi aradığım. Biri bana aktarsın bunları ama kendi yorumunu katmasın lütfen! Işte sizde bu soruları kafanızda çeviriyorsanız okumanız gereken kitap, bizim gibi hisseden birinin yazmış olduğu kitap olmalı. En azından bu konuda okuyacağınız ilk kitap. (Sonrasında ne okursunuz bilemem ama benim aklımda birşeyler var okumak için sıraya koyduğum.)

Evet, cevabı “diğer” taraf vermeliydi ama nasıl? Bunu ben yapamam… öyle bir çevrem yok. Bu konuda “dağa çıkmak” olayını yaşamış birini tanımadım hiç. Bana göre cesaret ve emek ile, kendisine göre cesaret değil emek vererek (Mirgün Cabas’ın programında dediği gibi…) yazmış bu kitabı Tuğçe Tatari. Ve bizim gibi tek taraftan bakmak zorunda bırakılanlara “diğer” tarafı anlamak için (objektif olarak) bir kitap yazmış Tuğçe Tatari. Okuduğunuzda kitapta konu edilmiş kişiler ile hem fikir olursunuz yada olmazsınız o ayrı bir konu. Ama okumak “diğer” tarafın fikirlerini bilmek sizi değiştirecek. En önemlisi bilgilendirecek ve emin olun artık sohbetlerde farklı konuşacaksınız… acımasızca değil, bilerek eleştireceksiniz. Iyi veya kötü eleştirmek, o size kalmış.

Kitabı okurken bazen karıştım bazen ağladım bazen de neşelendim. Bana dokunan bir kitap oldu ve etkilendim. Tarafsız aktarımın ve bana ulaştırdığın bilgiler için teşekkür ederim Tuğçe Tatari…

Hiç bir zaman bir tarafa ait olma ihtiyacı hissetmedim. Ben yaşadığım hayatta “iyi insan” olmak üzere yola çıktım. Bundan dolayı da bir “mesele” varsa tarafları da dinlemeliyim. Siz de dinleyin… en azından yargılayacaksanız da bilerek yargılayın.

En önemlisi, barış bizden başlıyor… önce kendimiz ile barışalım, gerisi gelir.

#peace

Not: Kitabı okuyunca kafamda yeni sorular oluştu tabi… sorular bitmez! Tuğçe ile bir kahve içip sorularımı sormak için sabırsızlanıyorum.