Çiçek kızlarım…

nolmus tarafından

Evet kızlar geldi evime, aslında hem iş yerindeki arkadaşlarım bana ziyarete geldi -ah iyi ki geldiler- hem de evim için çok istediğim çiçekleri de alıp bana hediye ettiler. Buradan da onlara tekrar, tekrar teşekkür ederim. Nasıl mutluyum, evde kızlarım çoğalıyor. Nedense çiçekler hep benim kız arkadaşım gibi. Onlar ile sohbet ediyorum, mutlaka sabahları günaydını eksik etmiyorum. Işıklarına dikkat ediyorum, sulamalarını/bakımlarını öğrenmeye çalışıyorum. Ah öğrenmeliyim onlara iyi bakmalıyım. 

Başlarken yazayım, çiçek dediğime bakmayın. Salon bitkisi demek gerek sanırım. Ama bana samimi gelmiyor. Çiçeklerim benim onlar… minnoş çiçeklerim, bitkilerim. Bak olmuyor?! Bitki? hehe ben karışık kullanacağım. İşime geldiği gibi hah!

Uzatmayayım… evde daha önce bir arkadaşımın hediye ettiği kauçuk bitkim vardı zaten, bir de benim aldığım ve ne olduğu hakkında fikrim olmayan bir çiçeğim var. İki kızım ile mutlu, mesut yaşıyorduk ki yanlarına en sevdiğimden arkadaşlar geldi. Tabi ki bitki bakımlarını öğrenirken hatalarım da oldu ama sevgili kauçuk bitkim bunu atlattı. Neyse ki, yoksa çok üzülürdüm. Ne mi yaptım? Uf tamam yazıyorum, kauçuk bitkimi hediye eden arkadaşım dedi ki “Arka balkonun güzel güneş alıyor, arada balkona çıkar havalansın, güneşlensin bir kaç saat.” Bir kere çıkardım sıkıntı yok iyi bile geldi bence, ikinci çıkardığımda ise güneşin etkisini hiç düşünmeyip bütün gün balkonda bıraktım. Akşam eve geldiğimde üç yaprağı yanmıştı… çok özür diledim. Çok, çok, günlerce özür diledim. Yanmış olan yapraklarını döktü ve bana yeni yapraklar hediye etti sağ olsun. O yüzden kauçuk kızımın yeri ayrı bende. Minik olan da sokak kızım, hah neden “sokak kızı” onu da yazayım. Bu kızımı ben Koçtaş’tan saksı alırken almıştım. Rengi hoşuma gitti ve satıcıya ne çiçeği olduğunu sordum. Bana “Sokak kenarında yetişen çiçek sanırım?” gibi çok bilgili! bir cevap verdi. Ben de “Nereden bulacağım bu ne bitkisi, alıp gideyim ilk görüşte kaynaştık birbirimize. Bu da benim sokak kızım olsun.” dedim.

Neyse gelelim çiçeklerime… kızlarıma. Okuyup, araştırıp en doğru sulamanın toprak kuruyunca saksının alt tabağına çıkacak kadar su vermek olduğunu öğrendim. Bol su ile sulayınca topraktaki zararlı maddeler de su ile gidiyormuş. Az su verirsek de köklerde çürümeye sebep olan zehirli bir şeyler oluyormuş. Buradan okuyabilirsiniz bana yazılan cevabı, yorumlar kısmında. Bu arada toprak /saksı değişimi Mayıs ayında olmalı, onu da öğrendik. Benim saksılara bakmayın şimdi, öğlesine yaptım bir şeyler… sepet alacağım ilk etapta, sonrasında da Mayıs’ta saksı değişimi… Şimdi vitamin/besin takviyesi nasıl olmalı? Olmalı mı? Onlara bakacağım. Size de haber veririm.

Evime hoş geldiniz minnoş kızlarım!