Yine Ev…

nolmus tarafından

Yazdıkça yazasım geliyor bu aralar… sizden güzel geri dönüşler aldıkça da çok iyi hissediyorum. Özlemişim. 

Hatta en sevdiğim de şu oldu, Melike demiş ki; daha uzun yaz demiş, tam dalıyorum okumaya a-aaa bitmiş demiş. O zaman yazıyorum ben. Uzun yazıyorum haha! Bugün Melike için uzun yazıyorum!

Erken kalktım bugün, balkabağı püresi yapmıştım akşam işten gelince… hemen keki verdim fırına! Mis oldu… Kahvemi aldım. Yazmaya başlıyorum.

Ev ile devam edeyim madem… kıyafetleri seçtik, ayırdık, verdik. Bunu hem kişisel olarak hafiflemek/iyi hissetmek için yaptık hem de hazır eve yerleşiyorken “kalabalık” yapacak şeyleri direk uzak tutmak için. Çünkü evimiziiiii minimal; az eşya ve sadelik ile yuva haline getireceğiz. 

Ya bu arada kıyak geçtiğim bazı kıyafetler oldu… mesela gelinlik! Yok versem veremiyorum, atsam atamıyorum yani bir süre bizimle yaşayacak bence bir işe yaramayacak olsa da haha! Bir de Converse’lerim… onlardan da kopamıyorum. Dolabın alt gözünü kaplıyorlar. Onlara da sıra gelecek, mecbur! Fakat bir anda kendimize yüklenmiyoruz değil mi?! Bu da züğürt tesellisi mi oluyor? Hah!

Neyse evden bahsedecektik… özellikle son on yıldır sadelikten yana oldu hep seçimlerim. İçimde de, dışımda da gösterişten hoşlanmam! Şimdi evimiz olunca da evlenmeden önce her şey tamam olmasın, hiç gerekli değil… zamanla hikayeleri olsun eşyaların, aksesuarların diyerek ana eşyaları -beyaz eşya, koltuk, yatak, dolap, tv vs- alıp gerisini zamana bıraktık. Hatta yemek masasının olduğu köşe henüz yeni tamamlandı. Hediye gelen aynamız ve makromemiz ile. Ah dur çerçeveli resimler de hediye. Bak işte hikayesi var dediğim bu! Bir örnek daha benim seneler önce Kalkan’dan aldığım seramik bardak altlıkları şimdi yerini buldu ve kullanılıyor. Çevremdeki her şeyin bir hikayesi olsun, bayılıyorum. Tamam, duydum sizi… aynen hocanın da bir hikayesi var ama o başka bir yazının konusu haha bakalım müsaade edecek mi o da ayrı konu!! 

Nerede kalmıştık, evet diyorum ki… yavaş olmasına müsaade edin her şeyin. Bazen sabırsızlanacaksınız. “E kahve makinesi de yok, nasıl olacak her şey!” diyeceksiniz. Ya da istediğiniz şeyi bulacaksınız da paranız yetmeyecek, yok belki de paranız olacak da zamanınız olmayacak gidip almaya çünkü internetten sipariş vermek değil de dokunarak almak isteyeceksiniz… ee hepsi nasıl olacak? Nasıl mı? Yavaş yavaş olacak, yani bence… sanki böylesi kıymetli, kolay elde etmek değil de uğraş vererek, bekleyerek. İşte o zaman çok kıymetli her şey diyerek yola çıktım ben evimizi yuva yapmaya çalışırken. 

Ve en önemli şeylerden biri de evde bir adet varsa zaten, ikincisini almamak. Bir kahve fincanı takımın var mı? Asla ve asla ikincisini alma… çünkü gerek yok diyerek hem evi boş tutuyorum hem de gereksiz harcamalardan kaçıyorum. Eve yeni bir şey girecek ise zaten evde olan, eskisi çıkmalı ki evi bunaltmayalım.

Hmm kıyafetleri dedik, yerleşme ve eşyaları nasıl karar verdik nasıl toparlanıyor -hala toparlanıyor, hala tam değil- onu da şey ettik… hah mutfak eşyaları mesela, ben hepsini ama hepsini annemden aldım neredeyse! Günlük kullanmak için antika sayılabilecek kırk altı yıllık yeşil, manzara desenli tabaklarını aldım, takım eksik de olsa aldım mesela. Çünkü bana mutluluk veriyorlar. İşte bu, mutluluk vermesi çok önemli. 

Toparlamam gerekirse;

  1. Kıyafetlerinizin “fazla” olanlarından kurtulun. 
  2. Evde gereksiz eşya olmamasına özen gösterin. Ve evde düzen oluşturmak, tamamlanmak için acele etmeyin. Bu bir yolculuk, keyfini çıkarın.
  3. Temizlik konusuna takılmayın, zamanla bir sistem oturtacaksınız. (yeni yazı konusu, bekleyin.)
  4. Ev arkadaşınız, eşiniz, aileniz ile oturuyorsanız; Evde yalnız yaşamadığınızı kabul edin. Ev sadece sizin değil, mesela “eş”inizin de evi. Düzenlemelerde fikrini sorun, ona da nasıl pratik gelir düşünün. (yeni yazı konusu, bekleyin.)
  5. Elinizdeki ile mutlu olmayı bilin. Olmayana değil, olana odaklanın. Mutluluk böyle geliyor. 

Ve; evin düzenini oluştururken size mutluluk ve huzur verecek olanı seçin. Acele etmeyin, her şey zamanla gelip buluyor sizi. “O evde ben de yer alacağım.” diyor size. Ben mesela şimdi bir vazo arıyorum ama bilmiyorum nasıl bir vazo olacak o! Karşılaşacağız bir yerde… eminim.