"nolmuş?"

Sema'nın köşesi…

Month: Şubat, 2012

Bu aralar gündemimiz…

Bu sabah en önemli olay Madonna biletlerimizi almaktı. Neyse ki başarılı olduk. Eskisi gibi saha içi yada en ön değil; sakin, ortamın keyfini çıkaracağımız evet çok yakından göremeceğimiz ama orada olacağımız bir gün! Bekliyoruz 7 Haziran gel… e yeri gelmişken de yine en sevdiklerimden Madonna klibi:

http://www.youtube.com/watch?v=G333Is7VPOg

Can Bonomo bu yıl bizi Eurovision’da temsil edecek ya… söylemediğimiz kalmadı çocukcağıza. Şarkıyı dinledim maalesef ben de çok başarılı bulmadım, belki dinledikçe severim.
Twitter’dan arkadaşım (kendisi bir besteci ve söz yazarı) Deniz Akın ile konuşmamızda şarkı için “1:20 ye kadar ehh işte….sora vasat…” diye düşünüp sıralamamız için ne düşündüğünü sorduğumda ise “zor soru, olabilir nakaratımız ”naninaninaninaninaaa” çocuğumuz şebek, ben derim; ilk 10 net, ilk 5 handikap, birincilik zor.” dedi. (Twitter takibi için; @dnzakin)
Bu konuda bizi en iyi temsil etmiş olan Sertab bir daha gelmeyecek anladım. Yine de milli maç sevdası ile destekliyorum ülkemin şarkıcısını! Bekleyelim bakalım…

http://www.youtube.com/watch?v=d_F6H6–FrU

Ben bu aralar şikayetçi, bilinçli tüketici modundayım ya (bknz. Digitürk yazılarım) geçen gün de spor salonum Mac’e taktım. Biraz cadoloz zamanımdayım sanırım ama keyif yapmaya gittiğim yerinde hizmetlerinin düzgün olmasını istemek hakkım değil  mi! Buhar odası kaçıncı defa bozuluyor ve en az 1 hafta tamir edilemiyor. Su sebili deseniz koşu bantlarının olduğu yerden gideli aylar oldu. Su içmek için salonun öbür ucuna gidiyorsunuz, hoş yani. Ve geri gelmediği gibi, “1 hafta sonra yenisi gelecek” dedikleri günün üzerinden aylar geçti.
Çok seviyorum Mac G-mall’u, en huzur bulduğum yerlerden biri… ama işletme oraya özel bir müdür atamadıkça işler aksamaya devam edecek belli ki! Kanyon daki Mac’in müdürüymüş G-mall ile de ilgilenen. E tabi ikiye bölününce daha kalabalık olan Kanyon’da daha fazla vakit geçiriyordur. Neyse ki dün akşam Funda hn. beni aradı ve bilgi verdi. Bugün buhar odasının açılacağını, su sebilinin geldiğini bildirdi. Ne demeli, olur öyle şeyler haydi keyife devam… akşam teftişe gideceğim ehhe.

Bu haftasonu “Fetih 1453” izleyeceğim… çok merak ediyorum post prodüksiyonu nasıl olmuş. Bu haftasonu siz ne yapacaksınız?

Sana diyorum!

“Eski” oldun sen artık…

Hayatın koşturmacası ile unuttuğum! Eski, hatırlanmayan…
Geride kalan oldun sen artık. Eski püskü…
Beyoğlu’na gittiğimde gözlerim aramıyor seni, kaybettim izini de. Eskidikçe silindi…
Galatasaray’da oturan arkadaşına gitmiştik ya… oradan geçerken de hiç düşünmüyorum seni. Eski bir binaydı hani, sen gibi işte eski…
İçim heyecanlar ile doluydu, “yeni”lerin hayali ile ya! İşte o hayallerim de eskidi. Eski oldular senin gibi…
Burgaz’a gittiğimde arardım ya seni “özledim…” diye. Özlemiyorum artık hiç! O eskidendi…
Sigaramın dumanında da yoksun artık! Düşünceli düşünceli içime çektiğim sen değilsin. Zaten bırakacağım sigarayı da seni bırakabildiğim gibi, tadı eskidi…

Yazan “eski” sevdalısı biri…

P.S. Fotoğrafı çeken Birce Mete’ye teşekkür ederim.

 

Digitürk problemim ne oldu?

Benim problemimi çözen açıkcası Digitürk destek hattı değil Digitürk Sosyal Medya Müşteri Hizmetleri oldu. Yani sosyal medyada problemimi bağırarak ifade etmem çözüme hızlıca ulaşmama yardımcı olan! Keşke bunlara ihtiyaç kalmasa, keşke telefonda da ters bir ifade takınmadan çözüm üretebilseler.

Neyse gelelim “nasıl çözüldü olayımız” durumuna.

Efendime söyleyeyim benim talebim ana parayı ödemek ve faizi ödememekti. Aslında üşenmesem ana parayı ödememek için de araştırmalar yapacaktım biliyorsunuz yazmıştım size ayrıntıları. Fakat bir yandan Digitürk Sosyal Medya Müşteri Hizmetleri’nden arayan Necla hn.ın profesyonel yaklaşımı ve terbiyesi ile beni sakinleştirmesi bir yandan da uğraşmaya vakit ayırmak istemememden dolayı ana parayı öderim dedim kendime. Ancak “borçu kalmamıştır” yazısı verirlerse! Böylece 107 tl düştü 22 tl’ye.

Bakınız aşağıdaki borçsuzdur evrağıma.

Aradılar sinirlerimi bozdular ama neyse ki sıkı takibim ve cadoloz tavrım ile hızlıca çözüldü olay. Keşke bunlara gerek kalmasa, keşke markalaşmış “büyük” firmalar nakit sıkıntıları için üyelerini kazıklamasa. Neyse ben mümkün olduğunca üyeliklerden uzak durmaya devam edip, sakin hayatıma devam edeyim.

Neyse bu da böyle bir anımızdı işte…

P.S. Haftasonu geldi, yaşasın.

Digitürk ‘ün hatası!

Dün Digitürk’den bir otomatik arama ile 2003’de iptal ettiğim üyeliğimden 107tl borç olduğu ve avukatta olduguna dair bir telefon aldık!

Çok sayın Digitürk 2003’de kapama işlemini yaparken bütün ödemeleri aldık diyip, üyeliği iptal edip 9 yıl sonra borç çıkartabiliyor!! Üstelik telefonda konuştuğum ilk Digitürk temsilcisi de “yok borcunuz!” diyip kaydı bulamıyor! (14.Şubat.2012 saat 19.39)

İkinci defa aramasam eve haciz gelecek!! Neyse ki konuştuğum üçüncü “yetkili” kişi bütün bağırıp çağırmalarımdan sonra (biraz kabalaşmış ve ilk konuştuğum kişi için ‘gerizekalı’ demiş olabilirim özür dilerim bundan dolayı!) “finansa iletiyorum! sizi arayacaklar, evet hiç aramamışlar sizi bugüne kadar” diyor bana. (14.Şubat.2012 saat 19.52)

Şimdi soruyorum Digitürk : Kayıtlı cep telefonumu 2006’ya kadar kullanmışım, ev telefonum aynı! Bir hata yapmışsın eksik ödeme almışsın da 9 yıldır neredeydin! Neden 1 kere arayıp “hata etmişiz bir de şunu ödemeniz gerek!” demeyip faiz işlettin!!!! Çok sinirliyim Digitürk!! Hizmet almışım! Ana parayı öderim bir hata yapmışsınız! Ancak bana faizi ödetemezsiniz Digitürk bu sizin hataniz!!! Üstelik 5 yıl içinde aramadığınız ve işlem yapmadığınız için de zaten yine sizin hatanız olarak bu fatura düşer! Bunun tam doğruluğunu araştırıyorum, T.C. kanunundaki maddesini bulmak gerek.
Siz benim sinirlerimi neden bozdunuz 14 Şubat günü.
Sosyal Medya Destek hattınızdan arayan kadın durumum ile ilgileneceğini ve takip edeceğini, böyle bir kanun olup olmadığını sorduğumda ise “5 yıl sonra ki borcun düşmesi” kanununun Digitürk için geçerli olmadığını söyledi. KANUN DIGITURK İÇİN GEÇERLİ DEĞİLMİŞ! Demek ki Digitürk’ün kendi kanunları var öle mi? T.C. Kanunları Digitürk için geçerli değil!! ehhe. Sevdim bunu! Ben doğru mudur avukatlık büronuza bunu da iletir misiniz demiştim oysa ki! Yani sinirim bozulduğu için aslında ana para olan 22tl yi de ödeyesim yok!!

Bu arada bir bilgi daha 2003 yılında kapatılan Digitürk için 2005’e kadar (2 yıl) boyunca fatura gelebilirmiş, sistem kendini yenileyemediği zamanlardan vs. vs. Peki bana bu bilgi neden verilmedi! Bundan haberim olsaydı Digitürk’ün takip edemediği hesabımı ben takip ederdim! Kontrol ederdim her ay, üşenmezdim gerçekten. Her ay arayıp “Ay borcum var mı şekerim?” derdim yani ehhe. Bir de işleyen faiz 2005’den fatura tarihinden mi başlamış yoksa 2003’den mi onu soracağım! Bakalım Digitürk nasıl çalışıyormuş. Futbol maçlarını yayınlamasının parasını benden mi çıkaracak anlamadım! 9 yıldır bu paranın peşine düşmemiş, şimdi mi düşmek zorunda kaldı! Bir sürü soru var  aklımda… Neyse kadın gayet kibardı, sinirlenmeden konuşabildim. Haber bekliyorum bugün.

Ben bu konu kapandığında (ki nasıl kapanacak merak ediyorum!) borcun bittiğine nasıl inanayım!! Digitürk ! Belki de 3 yıl sonra “ay biz bunu da unutmuşuz!” diye kafasından! Borç çıkaracak!! En iyisi bu konu kapandığında “borçsuzdur!” kağıdı alıp ömür boyu saklamak!

Kendi hatasını eski üyesinden çıkarmaya çalışan Digitürk 9 yıl aramayıp faiz işleten üstelik! Benim sinirlerimi neden bozdun he sorarım!!!???

Hatırlayın

Bu sabah öğrendik Whitney Houston da bizleri bırakıp gitmiş. Ölümünün arkasından bir çok şey söylenecek, duyacağız. Fakat şimdi bir fotoğraf ve video seçin kendinize ve onu hep bunlarla hatırlayın. Anlatılan yada özel hayatı ile ilgili anlatılacak olanlarla değil. Ben şimdi hemen seçtim ve sizlerle paylaşıyorum.

Uyanıp da haberlerini okumaya başladığımda şöyle bir yazı gördüm twitter’da. “At this time, the question is not how she went… It is how she will be remembered. I will always remember Whitney Houston as a true legend.” (Şu anda soru nasıl öldüğü değil… nasıl hatırlanacağıdır. Ben Whitney Houston’u her zaman gerçek bir efsane olarak hatırlayacağım.)
İşte bu cümlenin üstüne bana susmak düşüyor. Bu gece ki duama bu efsane kadını da dahil edeceğim.

http://www.youtube.com/watch?v=CxIN79n4jVo 

Onu en iyileri ile hatırlayın…
Huzur içinde uyusun.

mutlaka…

En yakın zamanda gitmeniz, almanız, izlemeniz ve mutlaka sevinmeniz gerekenler işte burada. Haftasonunuzu da unutmadım haydi iyisiniz…

Gidin

Geçen haftaki yazımda da belirttiğim gibi Mehmet Esen “Meddah 2012” mutlaka gidip görmeniz, yaşamanız gereken bir deneyim. Meddah kavramını sadece sahnede değil gerçek hayatta da yaşatan Mehmet Esen herkesin kıymetini bilmesi gereken bir sanatçı. Evet “sanatçı” kelimesini tam tamına hakeden insanlardan biri bence o. Münir Özkul’un öğrencisi, kardeşi, oğlu olabilmek şansını yeteneği ve azmi ile haketmiş biri o. Gidin ve izleyin mutlaka… hiç pişman olmayacaksınız.
Mehmet Esen’i daha yakından tanımak için:

http://bianet.org/biamag/siyaset/136045-devlet-komediyi-bize-biraksin#.TzYMviBPn0N.twitter

Lush Kabare: Sıraselviler Cad. No:12 Taksim / İstanbul / Turkey
Rez. Tel: 0212 243 95 95

Alın

Londra (havalı) / Ozzy Bag (tasarım) / Hand Made (özel)
İşte bu üç kelime beni cezbeden ve hemen internet üzerinden sipariş vermemi sağlayan. Ben kendime zarf bir çanta beğendim ve şu
an favori çantam. Yeni geldi ve bu tasarımı kullanmak için sabırsızlıkla bekliyorum. Bu gece kıyafetim hatta ojelerim bile çantama göre şekillenecek. Yakında da Ozzy Bag ile ilgili ayrıntılı bilgileri burada bulacaksınız. Ozzy Bag’in sahibi Özlem Garlick sorularımı cevaplayacak. Takipte kalın…
Çantalara göz atman ve sipariş vermen için:
http://www.ozzybag.etsy.com

Izleyin

Haftasonu da alışkanlık ile sabah erken uyananlardansanız doğruuuuu Tv8 ekranına; Seda Akgül “Erken Baskı”. Benim haftasonunda neşeli, güleryüzlü, keyifli güne başlamama sebep bu program ve özellikle Seda hn. Takip edin, izleyin… ne dediğimi anlayacaksınız.
http://www.tv8.com.tr/erken-baski

Sevinin

Geçen hafta Madonna’nın SuperBowl’daki show videosunu paylaşmıştım. Ardından haber yayıldı ki 7 Haziran 2012 de İstanbul’da konser veriyor. Işte buna sevinmeliyiz. Tepki de aldı biliyorum bazı çevreler tarafından. Bu konuda tartışmak ve düşünmek istemiyorum; beni ilgilendiren Madonna’nın sahnesi, müziği… seviniyorum 🙂

Haftasonu

Gece hayatını seven biriyseniz yada uzun zamandır eğlenemiyorsanız şimdiden haftaya Cuma (17.02.2012) gecenizi boş bırakın. Yıllarını gece hayatında muhteşem kulüp ve organizasyonlar ile geçirmiş olan Barış Yıldız ve ekibi bizleri mutlu etmek için dönüyor. Size söyleyebileceğim şey “anlatılmaz yaşanır!” olacak. Ben orada olacağım ve belki de sonrasında sizi meraklandıracak bir yazı da hazırlarım.
17.02.2012 de The Hall binasında BE Club efsanesinde buluşalım.
benim notum: Dansları ile Sezen’i kaçırmayın.

Ayrıntılı bilgi burada:
http://www.facebook.com/groups/beclubistanbul/

Pazartesi yazıları

Haftasonu havanın güzelliği ile herkes dışarı atmıştı kendini… Benim için de geçerli bu. Cuma akşamı ve Cumartesi gün ve akşamını dışarıda geçirip Pazar günü evde tembellik yapanlardan oldum. Cumartesi akşamı Mehmet Esen’in Meddah2012 ‘sini izlemeye gittik Lush Kabare’ye. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Gerçek yaşanmış hikayeler ile gülmekten kendinizden geçeceğiniz bir gösteri. Mekan ayrı güzel, Mehmet Esen’i izlemek ayrı güzel!

————————————

Kar için bu aralar herkesin düşüncesi farklı.
Gitmesin; tadını çıkaralım, görüntüsü ve kar ile oynaşmak güzel, yıllardır böylesini görmemiştik.
Gitsin; perişan olduk işe gidip gelirken, eve kapandık sıkıldık artık, herşeyden önemlisi sokakta kalanlar için üzülüyoruz.
Gelmesin; yeterince düşme tehlikesi yaşadık ve kar yüzünden sosyal hayatımız da kısıtlanınca “depresyondayım” diye Göksel’i anmaya da az kalmıştı.
Ben evin yokuşundan inip çıkarken düşme korkusundan sıkıldım sadece. Yoksa severim kar. Ben de düşünüyorum ısınabiliyor mu sokakta kalan amcalar, teyzeler ve çocuklar? En önemlisi yardım isteyemeyen hayvanlar ısınabiliyor mu? Yemek bırakıyoruz kapıya, pencereye ekmek kırıntısı serpiyoruz.  İşte elimizden ne geliyorsa yapıyoruz. Yine de yeterli değil sanki.
Kar görüntüsü ile bizi mutlu etse de içimiz buruk kalıyor değil mi? O zaman kar fotoğrafları yazımdan daha çok yer alsın bugün sayfamda.
Isınabildiğiniz ve karnınız tok ‘kar’lı günler diliyorum. Çarşamba gününden sonra yine kar geliyor söylentisi var ama… beklemedeyiz bakalım.

————————————-

Superbowl ve Madonna
Bu konuda anlatılmaz izlenir demek zorundayım. I’m deeply in love with her!
http://www.youtube.com/watch?v=GRtuTlrssGU&feature=share

Bilen bilir; Tophane’de bir “Karabatak” kafe

Aslında bu mekanı sizinle paylaşıp paylaşmamak konusunda kararsızdım. Bazen fazla sevdiğiniz yerleri paylaşmak istemezsiniz, size kalsın istersiniz ya öyle bir şey…
Karabatak, Tophane-i Amire’yi Karaköy istikametine doğru geçtiğinizde ilerde soldaki benzincinin arka sokağında saklanmış bir kafe. Adres ve iletişim bilgilerini aşağıda bulabilirsiniz.
Bana burayı ilk öneren, arkadaşım Birce oldu (o şimdi Londra’daki kafelerde sürtüyor). Zaten Karabatak çalışanları ile konuştuğum üzere genelde tavsiye üzerine ulaşıyor insanlar mekana.
Biz de bir kaç hafta önce yeğenim Dilayda ile Tophane’deki Dali sergisini ziyaretimiz ardından gittik Karabatak’a. Hava soğuk olduğu için dışarda oturamadık ama içerisi öyle güzel dekore edilmiş ki zaten içeride vakit geçirmek istedik. Binanın yapısına çok dokunulmamış. Bu da daha retro bir hava katmış dekorasyona. Üstelik alt kata aldanıp üst kata çıkmamazlık etmeyin, en keyifli koltuk orada bence…
Bi’ sürü Julius Meinl kahve ile karşılaşacaksınız menüde. Damak tadınıza uygun seçim yapmak zor olacak benden söylemesi, kahveleri ayrıca eviniz için de satın alabilirsiniz. Bu arada Pancake’i mutlaka denemelisiniz. Kahvaltı için çok uygun bir mekan.
Mekanın çok iyi ısınamadığı da dikkatimi çekti, sanırım farkındadırlar ve buna bir çözüm bulacaklardır. Yine de birazcık üşümemize rağmen daha sonra çok kez gitmemize sebep bir keyif ile ayrıldık Karabatak’tan.

Tavsiye ederim…

Julius Meinl Gıda San. ve Tic. Ltd. Sti.
Kemankeş Kara Mustafa Paşa Mah. Kara Ali Kaptan Sok. No. 7 34425 Karaköy Beyoğlu Istanbul TURKEY
catmaca@meinl.com.tr
Tel: +90 212 243 69 93 
Fax : +90 212 243 72 38

Merhaba “yeni” :)

Hep duyarım çevremden “kötü ev sahibi, insanı mal sahibi yapar.” Ne alakası var derseniz anlatayım. Demezseniz de anlatıyorum zaten, okuyunuz!
Yeni bir sayfa ile size ulaşmamın sebebi eski blog sayfamın tasarımının blogcu.com tarafından bana sormadan değiştirilmiş olması. Üstelik karşımda kaba bir tavır ile yapılmış olan işi savunmaya çalışmaları. Orta yolu bulamadık ve ben de bırakıp gidiyorum blogcu.com’u. Hatta arkadaşlarımı da alarak. Ve işte bu “kötü ev sahibi” zaten aklımda olan değişimi hızlandırmış oldu. Bundan sonra istediğim sizlere köşe yazısı tadında ulaşmak. Evet yine mekan tanıyacağız, yine konserlere gideceğiz, yine haftasonu tavsiyelerim olacak tabi ki. Ancak 5 yıldır yazdığım blog sayfam olan “semanisantasinda”nın artık beni yansıtmadığını düşünüyorum. Zaten çalışmaktan Nişantaşı’na da artık pek gidemiyorum. Ve en önemlisi insanlar değişiyor. Ben de değişiyorum… blog sayfam da değişti! Amacım sadece Nişantaşı’nı yazmaktan çoktaaannn çıkmıştı zaten.
Dolayısı ile yeni sayfamda yine beraber olmak dileklerimle.
Bu yazı ile sadece adresimi belirtiyorum size. Düzenlemelerim olacak, güncellemeler ile birlikte karşınızda olacağım yine. Koşturmacalı hayatımızdan 5dk çalacağız hep beraberce!
Takipte kalın…

Yakında!

“semanisantasinda” sayfam yakında “sematulubas” adı ile burada yayında…